Beyaz Ruslar

Beyaz Ruslar

1917 Ekim Devrimi’nden sonra Rusya’yı terk ederek dünyanın değişik yerlerine, bu arada İstanbul’a da göç eden Ruslar. Bu kişilere Beyaz Ruslar denmesinin nedeni, çoğunun Çarlık yanlısı Beyaz Ordu mensupları ve aileleri olmasıydı. Ancak aralarında Rus aristokratları ve burjuvaları, bürokratlar ve halktan kişiler de vardı. İstanbul’a gelen Beyaz Rusların
sayısının 40 bin ila 200 bin kişi arasında olduğu sanılır. Beyaz Rusların İstanbul’un toplumsal yaşamına, özellikle eğlence hayatına etkilerini Ahmet Hamdi Tanpınar şöyle anlatır:
“Tanzimat’ın başında Fransız ve bilhassa İtalyan tesiri ne ise Beyaz Rusların tesiri de odur. Kadın kıyafetinden, lokanta ve bardan plajlara kadar birçok modayı onlar getirdiler. Bu Rus muhacir leri Beyoğlu’nu iyice zapt ettikten sonra yavaş yavaş İstanbul semtine ve bizim çıktığımız kahvelere kadar yayıldı. Kürklü, çizmeli, saçları çok düz taranmış, hafif tombul yanaklı, beyaz yüzleri bol düzgünlü, bol mücevherli, bir yığın kontes ve prenses, parasını güçlükle ödediğimiz kahve ve çaylarımızı, lokantalarda rakı ve yemeklerimizi getirmeğe, vestiyerde yırtık ve eski pardesü ve paltolarımızı göğsüne kadar sakallı sabık generaller veya miralaylar tutmağa başladı. Çar yaveri, eski miralay veya asilzade delikanlılar karşımızda çevik Kafkas oyunları oynadılar. Hiçbir zaman İstanbul bu kadar
bahtsız, sınıflar muvazenesini alt üst edecek derecede paralı ve eğlenceli olmamıştı. Hemen her köşeden balalayka sesleri geliyordu.”
Beyaz Ruslar özellikle 1920-1924 arasında, giyim, kuşam ve yaşam kültürü konusunda İstanbul’u biçimlendirmekle kalmadılar, Beyoğlu’nun her zaman renkli olan eğlence hayatına daha elit bir çeşni kattılar. Birbiri ardına açılan barlar, kabareler, pavyonlar, kafeşantanlar, restoranlarda Rus baronları ve baronesleri hem işletmeci, hem garson, hem şarkıcı, hem konsomatris, hem çiçekçi, hem dansöz olarak çalıştılar. Müşterilerine votka ve kokain sattılar. Eski burjuva ailelerinin tombalacılık yapan kızları kahvehaneleri dolaşarak Osmanlı erkeklerine şans dağıttılar.
Haraşo iyi, hoş güzel anlamına gelen Rusça bir sözcüktü ve Rusların işlettiği mekânlarda çok sık duyulurdu. İstanbullular Rus göçmenlere (özellikle sarışın ve ak tenli olan kadınlara) haraşolar adını takmıştı. Haraşo edebiyatı gazete köşelerine, fıkralara ve karikatürlere kadar girmişti. Cumhuriyet döneminde büyük bir çoğunluğu
Fransa, ABD ve Arjantin’e göç etti, çok azı Türkiye’de kaldı. Günümüze kadar gelen Rejans, Beyoğlu’nun her zaman sevilen restoranı oldu. AYŞE HÜR

Jak Deleon Beyoğlu’nda Beyaz Ruslar / Ahmet Hamdi Tanpınar
Beş Şehir

Yorum yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>